BÖBREKLERİMİZ,Böbreklerimizin Görevleri,BÖBREK YETMEZLİĞİNİN NED

 

BÖBREKLERİMİZ

Böbreğin Yeri

» Böbreklerimiz, omurganın her iki yanında, karın boşluğu içerisinde ve bel bölgesininbiraz üzerinde yer alırlar.
» Normalde her insanda iki tane böbrek bulunur.
» Fakat sağlıklı tek bir böbrek de normal yaşam sürdürmeye yeterlidir.
» Böbrekler şekil olarak fasulyeye benzerler.
» Ağırlık ve yapı olarak çok küçük görünen bu organların vücudumuz için önemi çok büyüktür.

Böbreklerimizin Görevleri

» Böbreklerimizin en önemli görevi vücudumuzdaki zararlı ve atık maddeleri (üre, kreatinin, ürik asit gibi) süzerek, vücuttan idrar yolun ile atmaktır.
» Vücudumuza gerekli olan bazı minerallerin, (tuz, potasyum, fosfor, magnezyum vb.) suyun, glikozun ve proteinlerin dengede tutulmasını sağlarlar.
» Salgıladıkları renin hormonu yardımıyla tansiyonumuzu dengelerler.
» Salgıladıkları eritropoetin hormonu ile kemik iliğini uyararak kan yapımına yardımcı olurlar.
» Vücudumuza alınan D vitaminin kullanılmasını sağlayarak kandaki kalsiyum-fosfor seviyesini dengeler ve sağlıklı bir kemik yapısının olmasına katkıda bulunurlar.

 

 

BÖBREK YETMEZLİĞİNİN NEDENLERİ


» Sistemik Hastalıklar(Yüksek Tansiyon, Şeker Hastalığı)
» Böbrek Hastalıkları(Nefrit, Taşlı Hastalıklar, Böbrek Kistleri)
» Ağır Kanamalar
» Bazı ilaç ve maddeler

 

 

BÖBREK YETMEZLİĞİNİN BELİRTİLERİ


» Halsizlik
» Kusma-Bulantı
» Vücutta şişme
» Kan basıncında yükselme
» Uyku hali
» Kansızlık
» Ciltte renk değişikliği
» Kaşıntı
» İştahsızlık

 

 

 

PERİTON DİYALİZİ


PERİTON DİYALİZİ NEDİR?

Periton; karın boşluğunda bulunan, karın duvarını ve organları saran bir zardır.

Periton Diyalizi, karın boşluğuna küçük bir ameliyat ile yerleştirilen, ince, yumuşak, silikondan yapılmış kalıcı bir tüp (katater) aracılığı ile yapılır.

Periton Diyalizi iki şekilde uygulanır:

1-

 

SAPD (Sürekli Ayaktan Periton Diyalizi)

 

 

Hastanın vücut yapısına göre çocuklarda 100-1000 ml,yetişkin insanlarda 2000-2500 ml, kadar özel periton diyaliz solüsyonu karın boşluğuna verilir. Vücuda verilen solüsyon 4-6 saat kadar karın boşluğunda kaldıktan sonra yeni solüsyonla değiştirilir. Bu zaman süresince kanda bulunan üre, kreatinin gibi atık maddeler ve vücutta bulunan fazla sıvı, diyaliz solüsyonuna geçer. Karın boşluğuna diyaliz sıvısının verilmesi ve boşaltılması, yer çekimi ile gerçekleştirilir. Bu işleme “Diyaliz Torba Değiştirme İşlemi” denir. Diyaliz işlemi hasta tarafından günde 4-5 kez yapılır. Bu şekilde uygulanan periton diyalizine SAPD(Sürekli Ayaktan Periton Diyalizi) denir.


2-

 

APD (Aletli Periton Diyalizi)


Evde makine aracılığı ile uygulanan periton diyalizi işlemine APD (Aletli Periton Diyalizi) denir. Bu tedavi biçiminde , hasta yatmadan önce set ve solüsyon torbalarını periton diyaliz makinasına yerleştirir ve makinasını önerildiği şekilde programlar. Kişi uyurken gece boyunca (8-10 saat), makina karın boşluğunu diyaliz sıvısını verir, bekletir ve boşaltır. Kişinin durumuna göre tedavide değişiklik yapılabilir.


Periton zarı filtre görevi yaparak kanımızı temizler.

Sürekli Ayaktan Periton Diyalizi
 
 
HEMODİYALİZ

Hemodiyaliz kanın vücut dışında bir makine aracılığıyla temizlenip (suni böbrek) vücuda geri verilmesi işlemidir. Normalde hastanelerin böbrek diyaliz ünitelerinde yapılır. Hastanın sağlık durumuna göre haftada 2-3 kez uygulanmalıdır. Her seans yaklaşık 4-5 saat sürmektedir. Hemodiyalizin gerçekleştirilmesi için küçük bir cerrahi operasyona ihtiyaç vardır. Bu operasyon hastaya yapılan hemodiyaliz işlemini hızlandırmak ve kolaylaştırmak için uygulanır ve damarların birleştirilmesi şeklinde gerçekleştirilir. Hemodiyaliz atık maddeleri vücuttan hızla ve başarıyla uzaklaştırır.Uzman hemşireler ve hekimler tarafından yapılmalıdır.


Hemodiyaliz haftada 2-3 kez 4-5 saatlik sürede uygulanır
 
 
TRANSPLANTASYON

Bir başka insandan (yaşayan veya ölü) alınan böbreğin, böbek fonksiyonlarını yitirmiş olan hasta insana, cerrahi operasyonla nakledilmesidir.Cerrahi oprasyon 3-4 saat kadar sürmektedir. Nakledilen yeni böbrek normal böbreklerden daha aşağı bir seviyeye yerleştirilir. Bazen böbreklerin çalışmaya başlaması için bir kaç hafta geçmesi gerekebilir. Bu dönemde tedaviye diyaliz ile devam edilebilir. Uygun böbrek bulma zorluğu gibi özel sağlık sorunları dolayısıyla oldukça güç ve pahalı bir yöntemdir. Bazen de nakledilen organ vücut tarafından reddedilir. Bu nedenle hastalar ömür boyu reddi önleyen kullanmak zorundadır.
KARŞILAŞTIRMA

 

PERİTON DİYALİZİ

 

OLUMLU YANLAR OLUMSUZ YANLAR
» Hemodiyalize kıyasla daha iyi kan basıncı kontrolü sağlanabilmektedir.

» Daha iyi sıvı kontrolü(aşırı sıvı birikimi olmaz) sağlanabilmektedir.

» Çok az diyet kısıtlaması gerekmektedir.

» Kalp ve damar sistemine yüklenme çok az olabildiğinden özellikle yaşlılarda ve çocuklarda uygulanması tercih edilebilmektedir.

» Kanın pıhtılaşmasına engel olmak amacıyla damar içi yoldan heparin uygulanmasına gerek duyulmamaktadır.

» Tedavi hastanın kendisi tarafından uygulanmakta ve hasta kendini daha iyi hissetmektedir.

» Tedavinin uygulama şekliyle ilgili eğitim basit ve süresi kısadır.

» Bir diyaliz merkezine bağlılık gerektirmemektedir.
» Enfeksiyon riski

Katetere bağlı enfeksiyonlar

Peritonit(karın içi zarı iltihabı)

» Günlük uygulama gerektirmektedir.(Günde 3-5 defa yapılmalı)

» Protein kaybı oluşabilmektedir.

» Küçük bir cerrahi operasyona ihtiyaç vardır
.

 

HEMODİYALİZ

 

OLUMLU YANLAR OLUMSUZ YANLAR
» Atık maddeler vücuttan hızla ve başarıyla uzaklaştırılır.

» Uzman hekimler ve hemşireler tarafından gerçekleştirilir

» Diğer hastalarla ilişki kurulmasını sağlar.

» Her gün değil, haftada 2-3 defa yapılır.
» Tedavi seansları arasında fiziki aktivitede bozulma

» Tedavi sırasında iğneler kullanılmaktadır.

» Katı diyet kısıtlamaları

» Cerrahi bir operasyon gerekmektedir

» Tedavi sırasında tansiyonda ani değişiklikler olabilmektedir.
DİYET


PERİTON DİYALİZİ HASTALARININ DİYET PRENSİBİ

» Bol proteinli,
» Komleks karbonhidratlı,
» Az yağlı,
» Az tuzlu,
» Uygun pişirme yöntemlerini içeren diyet.

HEMODİYALİZ HASTALARININ DİYET PRENSİBİ

» Sınırlı protein,
» Bol karbonhidratlı,
» Az yağlı,
» Az potasyumlu,
» Uygun pişirme yöntemlerini içeren diyet.

 

 

 

 

HİPERTANSİYON


Hipertansiyon(Yüksek Tansiyon) Nedir?

Yaşamın sürmesi için organ ve dokularda kan dolaşımının sağlanması gereklidir. Kan dolaşımı, organ ve dokularda gereksinimleri olan oksijen ve besinleri ulaştırır ve artık ürünleri(çöpleri) uzaklaştırır. Kan dolaşımının sağlanması için bir basınca gereksinim vardır. Yani kan basıncı olmasaydı yaşam olmazdı. Bu basınç evlerimizde kullandığımız suyun musluktan akması için gereken basınca benzer. Bu su borusundaki basıncın düzeyini etkileyen iki faktör vardır:

1. Su borusundaki suyun miktarı: Borudaki su azalırsa basınç düşer.

2. su borusunun direnci: borunun çapı azalırsa direnç artar ve basınç yükselir.

Su borusundaki basınca benzer şekilde kan dolaşımı için gerekli olan basıncı da oluşturan iki faktör vardır:

1. Damarlarda bulunan kan miktarı: Kalbin atma sayısını ve her atımda pompalanan kan miktarına bağlıdır. Kalp atım sayısı normalde dakikada 60-100 arasındadır. Her atımda kalp kasılarak kanı damarlara pompalar, pompalanan kan miktarı dakikada 5-6 litredir. Kalbin gevşemesi sırasında kalp yine kan ile dolar.

2. Damarların direnci: Damarda gevşeme, damar direncini azaltarak kan basıncını düşmesine sebep olur. Damarda kasılma ise damar direncini artırarak kan basıncını yükseltir.

Yukarıdaki iki faktörden birinde veya her ikisinde bir anormallik olması kan basıncını yükseltebilir. Kan dolaşımı için gereken basıncın normalden fazla olmasına Yüksek Tansiyon denir. Yüksek tansiyon için kullanılan tıbbi terim ise Hipertansiyon'dur. Evimizde kullandığımız suyun musluktan akması için gereken basıncın yüksek olmasının su borularında patlama ve aşınmalara yol açması gibi yüksek tansiyon da insanlarda çeşitli sorunlara yol açar. Kan basıncı ölçülürken iki kan basıncı değerine bakılır. Büyük tansiyon(sistolik kan basıncı) ve küçük tansiyon (diastolik kan basıncı). Kalbin kasılması sırasında ölçülen kan basıncı büyük tansiyon, gevşemesi esnasında ölçülen kan basıncı küçük tansiyondur. Büyük tansiyon veya küçük tansiyonun normalden fazla olması Hipertansiyon'dur. Genelllikle büyük ve küçük tansiyon birlikte yüksektir. Hipertansiyon tanısı için büyük ve küçük tansiyondan birinin normalden yüksek olması yeterlidir. Sistolik Kan Basıncı:Büyük Tansiyon. Diastolik Kan Basıncı:Küçük Tansiyon.

Hipertansiyonun Önemi

Hipertansiyon çok sık karşılaşılan bir hastalıktır. Erişkinlerin (18yaşından büyüklerin) en yaygın uzun süreli hastalığıdır. Hipertansiyonun yaygın olmasının yanısıra kalıcı sakatlıklara ve ölüme yol açması önemini artırmaktadır. Bu özellikleri nedeniyle hipertansiyon aynı zamanda sosyal ve ekonomik bir sorundur. Hastaların azımsanamayacak bir kısmının kan basıncı yüksekliğinin farkında olmaması bu hastalığın önemini daha da artırmaktadır. Hipertansiyon ve Ateroskleroz Derneği tarafından yapılan taramada ülkemizdeki kadınların %20'sinde, erkeklerin %17'sinde hipertansiyon bulunmuştur. Hastaların yarısı hipertansiyon hastası olduklarını bilmemektedir. Tanısı konmuş hastaların da ancak %34'ü verilen ilaçları düzgün olarak kullanmaktadır. Karadeniz,Güneydoğu Anadolu ve Doüu Anadolu Bölgelerinde hipertansiyon sıklığı Marmara ve Ege Bölgelerine nazaran daha fazladır.

Siz Hipertansiyon Sıklığı Yüksek Olan Bir Bölgede mi Yaşıyorsunuz?

» Türkiye'de 6-7 Milyon hipertansiyonu olan hasta vardır.
» Hastaların önemli bir kısmı Yüksek Tansiyon'un farkında değildir.
» Kan basıncınız normal olsa bile belli aralıklarla ölçtürünüz.

Murat Bey eşi Ayşe Hanım'ın ilaçlarını almak üzere eczaneye gitmiş. Aklına tansiyonunu ölçtürmek gelmiş ve ölçtürmüş. Eczacı 180/120 mm Hg olduğunu söylemiş. Murat Bey benim hiçbir şikayetim yok diyerek inanmamış ama yapılan takiplerinde kan basıncı hep yüksek çıkmış. Murat Bey'in başına gelenler hipertansiyonla uğraşan hekimlerin çok sık tanık oldukları bir olaydır. Aslında Murat Bey tansiyonunun yüksek olduğunu öğrendiği için şanslıdır çünkü hipertansiyon tedavi edilebilir bir hastalıktır.

Hg = Cıva,kan basıncı ölçüm birimi.

Hipertansiyon böbrek,kalp,damar hastalıklarına,felçlere ve görme kaybına yol açabilir. Tedavi edilmezse hipertansiyon yaşam süresini 10-20 yıl kısaltabilir. Tuz tüketiminin fazla olduğu toplumlarda kan basıncı yüksekliği daha sıktır.

Bu Yazıyı Okuyanlar Şanslıdır Çünkü:

1. Hipertansiyonunuzun farkına vardınız.

2. Tedavi olmaya karar verdiniz.

Dünyada yaklaşık 750 Milyon Hipertansif insan vardır. Amerika Birleşik Devletleri'nde hipertansif hasta sayısı yaklaşık 50 milyondur. Bu ülkede 60 yaşın üstündeki insanların yaklaşık yarısında hipertansiyon vardır. v 5-6 erişkinden birisinde hipertansiyon vardır.

3.Hipertansiyonun Belirtileri

Hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon sinsi bir seyir izler yani hiçbir belirti yoktur. Bu hastalarda hipertansiyon tanısı sadece kan basıncı ölçümü ile mümkündür. Bu nedenle hipertansif olmasa bile tüm hastalar yılda en az 1-2 kez kan basıncını ölçtürmelidir. Hipertansiyon "sessiz katil" olarak da isimlendirilebilir.

Hipertansiyonun başlıca belirtileri baş ağrısı,çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik, yorgunluk, burun kanaması, kulaklarda çınlama, yürüme ve merdiven çıkmada zorlanma, bazen çok sık idrara çıkma, gece uykudan uyanıp idrar yapma ve bacaklarda şişliktir. Kan basıncının çok yükseldiği durumlarda çift görme, dilde peltekleşme, yüzde veya vücutta karıncalanma olabilir. Bu belirtilerin hiçbirisi hipertansiyona özgü değildir, başka hastalıklarda da izlenebilir.

Baş ağrısı genellikle sabahları ve başın arkasındadır. Fazla sıvı almadan gece uykudan uyanıp birden fazla idrar yapma

1. Böbrek hastalığı

2. Kalp hastalığı

3. Prostat hastalığı

Hipertansiyonun ilk belirtisi olabilir.

İHMAL EDİLMEMELİDİR!

Hipertansiyonun Belirtileri

Hipertansiyon vücuda zarar vermişse bu zarara ilişkin belirtiler ortaya çıkabilir. Örneğin gözü etkilemişse görme kaybı, kalp damarlarını etkilemişse göğüs ağrısı izlenebilir. Kalp yetmezliği gelişmişse hasta sırt üstü yatamaz, 2-3 yastık kullanmak zorunda kalabilir. Bu belirtilerin ortaya çıkması için genellikle uzun bir süre geçmesi ve hastanın yeterli tedavi olmaması gereklidir. Gerekli tedavi yapılmazsa, bu belirtilerin ortaya çıkması daha da hızlı olabilir. Hipertansiyonun Hiçbir Belirtisi Olmayabilir..

 

 

KÜLTÜREL VE SOSYAL ETKİNLİKLER


Gönen Kaplıcaları

Antik çağda Asepsu olarak bilinen, helenistik, Roma ve Bizans İmparatorlukları döneminde tedavi merkezi haline getirilen yerleşim, M.Ö 53. Yüzyılda kurlmus. Gönen kaplıcalarının çevresinde bu döneme ait mozaikler ve termalizmle ilgili ve gereçleri görebilirsiniz.
Gönen çayı kenarında yer alan hipotenik, hiperterminal maden suları, sülfat, klorür, bikarbonat ve sodyum içeriyor. Hem içilerek hem de banyo kürü şeklinde faydanılan suyun; karaciğer, safra kesesi, böbrek, romatizma, ağrılı ve iltihaplı kadın hastalıkları, kalın bağırsak problemleri ve damar sertliğine iyi geldiği söyleniyor. Bölgede bulunan termal otellerde hekim denetiminde, kişiye özel tedavi programları uygulanıyor.

Bigadiç - Hisarköy Kaplıcası

Hisarköy termal tesisleri Bigadiç ilçesinin 18 km doğusunda yemyeşil bir doğa içinde kurulu. Tesislerdeki kaynak sularının sıcaklığı 50-95 derece arasında değişiklik gösteriyor. Kaplıca suyunun; romatizma, kireçlenme, siyatik, egzama, kadın hastalıkları, böbrek hastalıkları başta olmak üzere bir çok rahatsızlık üzerinde olumlu etkiler yarattığına inanılıyor.

Ederemit - Güre Kaplıcası

Edremit ilçesine bağlı Güre Beldesi sınırları içersinde yer alan kaplıcanın denize uzaklığı 300 metre. Önemli turizm merkezlerinde Edremit'e 12, Akçay'a ise 3km. Uzaklıkta bulunan Güre Kaplıcası'nın orjinal bölümleri ilkcağ Roma hamamı özellikleri taşıyor.Sıcaklığı 64 derece olan kaplıcalara, romatizma, kadın hastalıkları, cilt hastalıkları, guatr, kireçlenme, sedef, böbrek taşı ve kumları ile karaciğer rahatsızlıkları olanlar geliyor.

Sındırgı - Hisarları Kaplıcası

Sındırgı ilçesine 20 km Sındırgı - Simav asfaltına 500 metre uzaklıkta bulunan kaplıcanın suyu sodyumbikarbonatlı maden suyu. Su sıcaklığı 104 derece olan kaplıcaya; romatizma, nevroloji, nevritten şikayetçi olanlar geliyor.

Sındırgı - Emendere Kaplıcası

Sındırgı ilçesine 8 km uzaklıktaki Ilıca Köyü'ndeki kaplıcada su sıcaklığı 360 derece. Gut hastalarına, böbrek taşlarına, cilt ve mide hastalıklarına iyi geldiği söyleniyor.

Susurluk - Kepekler Kaplıcası

Susurluk - Bandırma asfaltı üzerinde, Susurluk ilçesine 20 km uzaklıkta Ilıca Boğazı köyünde yer alıyor. Kaplıcadan su ve çamur banyosu olarak yararlanılmakta. 55 derece sıcaklığında hafif kükürt kokulu tabii lezzetli bir suya sahip olan kaplıcada, banyo tedavsi; romatizma, kireçlenme, nevralji, nevrit, polinevrit, felçler ve kadın hastalıklarıda, çamur tedavisi ise; tüm romatizma çeşitlerinde uygulanıyor.

Susurluk - Acı Madensuyu

Susurluk ilçesine 10 km mesafede Dereköy hudutları içinde bulunuyor. 18 derece sıcaklığında suyun içildiğinde mide ve bağırsak hastalıklarına iyi geldiği söyleniyor.

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !